Kaygı düşman değil: haber veren bir sistem
Danışanların çoğu terapiye kaygıdan kurtulmak için geliyor. İlk seanslarda konuştuğumuz şey ise genellikle bunun tam tersi oluyor: kaygının ne söylemeye çalıştığı.
Kaygı, bedenin bir tehdit ihtimaline karşı erken uyarı sistemi. Sorun sistemin çalışması değil, çoğu zaman fazla hassas ayarlanmış olması. Gerçek bir tehlike yokken de alarm çalıyor ve bir süre sonra kişi alarmın kendisinden korkmaya başlıyor.
Bu döngüyü kırmanın yolu genellikle kaygıyı bastırmak değil, onunla aranıza gözlemleyebileceğiniz kadar mesafe koymak. “Şu an kaygılıyım” diyebilmek ile “bir şey olacak” diye düşünmek arasında ciddi bir fark var.
Pratik bir başlangıç: kaygı yükseldiğinde onu bir cümleyle tarif etmeye çalışın. Nerede hissediyorsunuz, ne zaman başladı, hemen öncesinde ne oldu. Amaç kaygıyı çözmek değil; ona bakılabilir bir şey hâline getirmek.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; teşhis, tedavi veya psikolojik danışmanlığın yerine geçmez. Kendinize dair bir endişeniz varsa bir uzmanla görüşmeniz önerilir.
Diğer yazılar
Aynı tartışmayı neden tekrar tekrar yapıyoruz
Çiftlerin konusu genellikle bulaşık değildir. Tekrar eden tartışmaların altındaki asıl talebe bakmak.
Yorgunluk ile tükenmişlik arasındaki ince çizgi
Uyuyunca geçen bir şey mi, yoksa daha derinde bir şey mi? Ayırt etmenin birkaç pratik işareti.